top of page

DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ!

 

TÜRK TORAKS DERNEĞİ TRAKYA ŞUBESİ,

EDİRNE TABİP ODASI

"5 HAZİRAN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ"

BASIN BİLDİRİSİ

 

GEZEGENİMİZ ALARM VERİYOR, ŞİMDİ HAREKETE GEÇ! DÜNYAYI İYİLEŞTİR!

 

Dünya Çevre Günü, 1972 yılında yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansından bu yana, her yıl 5 Haziran tarihinde, çevrenin korunması konusunda dünya çapında farkındalık yaratılması ve eylemde bulunulması amacıyla kutlanmaktadır. Halk olarak yaşadığımız ve yaşatıldığımızın çevrenin sağlığımızı ve sağlamlığımızı doğrudan ilgilendirdiğinin farkındayız, farkında olmalıyız.

5 Haziran Dünya Çevre Günü’nün bu yılki teması 'Toprağın restorasyonu, çölleşme ve kuraklığa karşı dayanıklılık' olarak belirlenmiştir. Doğal alanların yeniden canlandırılması sürecine ekosistem restorasyonu denmektedir.

Toprak, Dünya'daki yaşamın sürmesini sağlar. Tarım arazileri, ormanlar, otlaklar, medeniyeti mümkün kılmaktadır. Dünyadaki ve ülkemizdeki ekosistemler sürdürülebilir olmayan üretim ve tüketim modelleri (örneğin, ormansızlaşma ve biyolojik çeşitlilik kaybı, aşırı balıkçılık, sanayi ve madencilik faaliyetleri, endüstriyel tarım uygulamaları, atık üretimi ve plastik kirliliği) nedeniyle tehdit altındadır.

Hükümetler arası iklim konferansı 6. Değerlendirme Raporu’na göre iklim krizi senaryolarında ortalama sıcaklık sapması arttıkça, özellikle de ekvatorda en yıkıcı etkilenim görülerek kutuplara doğru tedricen azalan ciddi bir toprak verimi kaybı öngörülmektedir. Yaklaşık 3,2 milyar insan, yani dünya nüfusunun %40'ı özellikle de yoksullar, kadınlar ve gençler orantısız bir şekilde toprak bozulumundan etkilenmektedir. Her yıl 55 milyon insan kuraklıktan doğrudan etkilenmekte, bu da kuraklığı dünyanın hemen her yerinde sağlıklı gıdaya erişim yönünden en ciddi tehlike haline getirmektedir.  Toprak bozulumu kontrol altına alınmazsa, küresel gıda verimliliğini %12 oranında azaltabilir ve 2040 yılına kadar gıda fiyatlarının uluslararası para birimi ölçeğinde %30'a kadar yükselmesine neden olabilir. Kuraklık, temiz suya ve sağlıklı gıdaya erişimi giderek zorlaştıracak ve bu durum çok sayıda sağlık sorunlarına yol açacaktır. Özellikle sıtma, Batı Nil ateşi, Zika virüs enfeksiyonları, Kırım Kongo ateşi ve Lyme hastalığı gibi mikrobik hastalıklar iklim değişikliğiyle artmakta ve farklı bölgelere yayılmaktadır. Yine iklim değişikliği ile astım gibi alerjik hastalıkların giderek arttığı da bir gerçektir. Küresel ısınma sonucu artan kuraklığa bağlı olarak gelişen toz fırtınası veya kum fırtınası içerdiği alerjenler ve partiküllerin havayollarında yerleşmesine bağlı olarak astım sıklığı ve ataklarında artışa sebep olmaktadır. İklim değişikliğine bağlı alerjen yapısındaki değişiklikler solunum sistemi hastalıkları dışında mevsimsel alerjik rinokonjonktivit, egzema, besin alerjisi ve böcek alerjisi gibi diğer alerjik hastalıkların artışına da yol açmaktadır. 

Türkiye her yıl yaklaşık 750 milyon ton toprak kaybetmektedir. Bunda ülkenin dağlık yapısı ve farklı iklim koşullarının erozyon üzerindeki etkisinin yanı sıra, yanlış arazi kullanımı ve hatalı tarım teknikleri de etkili olmaktadır. Toprak kaybında, erozyon, tuzlanma, asitleşme, organik madde kaybı ve verimli toprakların yerleşim ve sanayileşmeye açılması gibi çeşitli faktörler etkili olmaktadır. Türkiye'nin orman arazilerinin %54'ü, meralarının %64'ü ve tarım arazilerinin %58'i erozyon tehlikesiyle karşı karşıyadır. Türkiye, dünya ortalamasının 2 katı kadar fazla erozyona maruz kalmaktadır. Bu durumda, tarımda yanlış uygulamalara son verilmesi, orman alanlarının korunması geleceğimiz için büyük önem taşımaktadır.

Doğal alanları yeniden canlandırma sürecine ekosistem restorasyonu denir ve buna acil ihtiyacımız var. Oysaki ülkemizde son yıllarda, özellikle maden ocakları için doğal alanların hızla yok edildiğini görmekteyiz. Maden ocakları doğayı tahrip ettiği gibi, hava, su, toprak kirliliğine de yol açmaktadır. Bu yanlış uygulamadan vazgeçilmesi gerektiğini defalarca söyledik, yine tekrarlıyoruz!

Şu anda hayatta olan herkes, çevresel bozulmanın yıkıcı etkilerine ilk tanık olan neslin bir parçasıdır. Zamanı geri alamayız ama ormanları koruyabilir, yeni ormanlar yetiştirebilir, şehirlerimizi yeşillendirebilir, yağmur suyu toplayabilir ve toprak dostu tarım yapabiliriz. Sonunda toprakla barışan nesil biz olabiliriz.

Zamanımız giderek azalıyor. Devlet kurumlarını, özellikle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Tarım ve Ormancılık Bakanlığı’nı bu konuda ACİLEN somut adımlar atmaya davet ediyoruz. Sağlık Bakanlığı’nı iklim değişikliğinin halk sağlığına etkileri konusunda önlem almak ve uyum stratejileri geliştirmek konusunda hızlı davranılması konusunda yapılacak her türlü çabanın Edirne Tabip Odası ve Türk Toraks Derneği Trakya Şubesi olarak yanında olacağımızı, ortak çalışmaya hazır olduğumuzu bildiriyoruz.

Geleceğimiz için, çocuklarımız için, tüm canlılar için

Havayı, suyu, toprağı koru!

 

 

Türk Toraks Derneği Trakya Şubesi

Edirne Tabip Odası

Bşk.

Prof.Dr. Celal KARLIKAYA

 

 

Basından Yansıyanlar:


 







15 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page